37,9631$% 0.01
41,9835€% 1.71
49,8005£% 0.83
3.796,97%-0,77
3.104,75%-0,98
9.484,26%-0,41
Antalya’da yaşayan Nilüfer Yalçın, 26 yıl önce C.Ç. ile hayatını birleştirdi. Çiftin 2001 yılında bir erkek çocukları dünyaya geldi. Ancak yıllar içinde aile içinde yaşanan gayrimenkul anlaşmazlıkları, evlilik birliğine ciddi zararlar verdi. Mülk tartışmaları devam ederken, C.Ç. yaşanan kavgaların ardından evi terk etti ve 2014 yılında boşanma davası açıldı. Boşanma süreci devam ederken, 2007 yılında C.Ç. adına “Akıl sağlığı yerinde değildir” şeklinde bir rapor alındığı gün yüzüne çıktı. Bu durum üzerine, Yalçın ve avukatı İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan C.Ç.’nin ruh sağlığına dair resmi bir rapor talep etti. Kurum, 2018 yılında C.Ç.’nin akıl sağlığının yerinde olduğuna dair bir rapor hazırladı. Bu gelişmenin ardından, 2019 yılında mal paylaşımıyla ilgili bir dava açıldı.
1999 yılında C.Ç. ile evlendiğini ve sorunların peş peşe geldiğini ifade eden Nilüfer Yalçın, “2006 yılında eski eşim C.Ç.’ye boşanma davası açmak zorunda kaldım. Eşim, abisiyle birlikte aileden kalan gayrimenkuller üzerinden kurdukları ortak bir şirketi yönetiyordu. Ancak aralarındaki mal kavgaları sonucu tapu iptali ve tescil davası açıldı. 2003 yılında bu dava devam ederken, mahkemeye sunulan bir protokole göre bazı mülklerin bizim üzerimize geçmesi gerekiyordu. Fakat bu protokol uygulanmadı. Bir gece aniden eşimi evden uzaklaştırdılar. Ben de mecburen boşanma davası açtım. Başlangıçta sadece bir dosyayla yola çıktık, ancak süreç karmaşık bir hal aldı. Boşanma davası devam ederken alınan bir raporla eşimin akıl hastası olduğu iddia edildi. Bu yüzden boşanma davasında hiçbir şey alamadım. Dava 2006’dan 2014’e kadar sürdü, sonuç olarak ne nafaka ne de maddi-manevi tazminat alabildim,” dedi.
Mal paylaşım sürecinde de C.Ç. ile ciddi sorunlar yaşadığını belirten Yalçın, “Boşanma davası bittikten sonra mal paylaşımına geçtik. Ancak bu aşamada da aynı raporlar gündeme getirildi. Eşimin akıl hastası olduğu gerekçesiyle mal edinme hakkı olmadığı savunuldu. Dolayısıyla hiçbir hak talep edemedim ve mal paylaşımından eli boş çıktım. Benim kusurum olmadığı halde, süreci yönetenler yüksek bir tazminat ve nafaka ödenmemesi için böyle bir yol seçmişlerdi. Bu süreçte birçok dava açtım, ancak sürekli mahkemelerle uğraşmak zorunda kaldım,” ifadelerini kullandı.
19 yılda 400 duruşma görüldüğünü kaydeden Yalçın, “Şu anda boşanma ve mal rejimi davaları yeniden görülüyor. İstanbul Adli Tıp Kurumu 2018 yılında eski eşimin akıl hastası olmadığını belirten bir rapor verdi. Oğlumuz 2018 yılında 18 yaşına girdi. Babasının mallarını koruyabilmesi için vasi olarak atanmasını talep ettik. Ancak eski eşimin vasisinin avukatı, yıllarca petrol gelirlerinden hiçbir defter tutmadı ve görevini yerine getirmedi. Eski eşim mahkemeye çıkıp ‘Ben akıllandım’ dedi ve akıllı olduğu kabul edilerek evlendi. 2018 yılından beri de evli,” diye konuştu.
Eski eşinin akıl sağlığının yerinde olduğunu kanıtladıklarını belirten Nilüfer Yalçın, “Bu gelişmelerin ardından ‘Eski eşim akıl hastası değilse, geçmişte verilen yargı kararlarının iadesi yapılsın’ dedik. Aile mahkemesinde reddedilen dosyamız istinafa taşındı ve istinaf mahkemesi, çelişkileri giderme kararı verdi. Eski eşim nisan ayında İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda tekrar muayene olacak. İstinaf mahkemesi mal rejimi davasını da bozdu. Bu nedenle mal paylaşımı davası sil baştan yeniden görülecek. 19 yıldır devam eden hukuki mücadelemizde tam 400 duruşma görüldü, ancak net bir sonuca ulaşamadık,” şeklinde konuştu.
Nilüfer Yalçın’ın 2019 yılında avukatlığını üstlenen Musa Baş, “Nilüfer Hanım 2006 yılında bir boşanma davası açmış. Bu dava devam ederken, 2007 yılında eşi ‘Akıl sağlığı yerinde olmadığı’ gerekçesiyle kısıtlanmıştır. Boşanma davası 2014 yılında kesinleşmiş. Müvekkil mal paylaşımı davalarından da sonuç alamadı. Bu sırada çocuk koruma ile ilgili 2018’de bir dava açtık. Bu kez de C.Ç.’nin akıllandığı gerekçesiyle mahkemeye başvuruldu. Daha önce ‘Akıl sağlığı yerinde değildir’ raporu veren kurumlar ‘Akıl sağlığı yerindedir’ kararı verdiler ve kısıt kaldırıldı. Biz de bunun üzerine bir insanın normal hayatın akışı içinde hem akıllı hem deli olamayacağı dolayısıyla bunun teknik ve tıbbi olarak zıtlık içerdiğini, bu nedenle boşanma davasının iadesini talep ettik,” dedi.
Adli Tıp Kurumu’ndan C.Ç.’nin akıl sağlığı ile ilgili hazırlanan raporu değerlendiren Musa Baş, “Dava devam ederken İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi verdiği kararında, doğuştan bir akıl hastalığı olmadığına ilişkin rapor verdi. Daha sonra bölge istinaf mahkemesine gitti. Orada da adli tıp raporu ile ilk alınan raporlar arasında bir çelişki oluştuğu ve bu çelişkinin giderilmesi gerektiğine karar verildi. Ardından daha önce verilen kararlar bozuldu. Yani bu kişinin akıl hastası olmadığı, akıl sağlığının gayet yerinde olduğuna karar verildi. C.Ç. yeniden Adli Tıp Genel Kurulu’na muayeneye gidecek. Yine aynı kararın geleceğini düşünüyoruz. Şu anda davalar yeniden görülmeye başlandı,” şeklinde ifade etti.
Kaynak: Yeniçağ
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden Yalanlara Cevap