44,3584$% 0.05
51,5319€% 0.03
59,5556£% 0.13
6.507,42%2,07
4.566,98%2,11
13.045,73%0,89
02:00
Kanser tedavisinde tümörü kontrol altına almak temel hedeftir; ancak tedavinin hastanın yaşamına ve organ işlevlerine etkisi de giderek daha fazla önem kazanıyor. Rektum kanserinde araştırmacılar, uygun hastalarda hastalıklı organı koruyarak tedavi etmenin mümkün olup olmadığını inceliyor.
Ameliyat, kemoterapi ve radyoterapi uzun yıllardır tedavinin ana yöntemleri. Bununla birlikte bazı hastalarda bu tedaviler kalıcı torba kullanımına, bağırsak ve idrar işlevlerinde değişikliklere veya doğurganlık sorunlarına yol açabiliyor. Yeni araştırmalar, belirli tümör özelliklerine sahip hastalarda bu etkileri azaltabilecek seçeneklere odaklanıyor.
ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), DNA’daki kopyalama hatalarını onaran sistemi bozuk olan bazı evre II ve III rektum kanseri hastaları için bir immünoterapiye hızlandırılmış onay verdi. Bu biyolojik özellik, tümörün bağışıklık sistemi tarafından daha kolay tanınmasına yardımcı olabiliyor.
Onaya dayanak oluşturan çalışmada, hastaların yaklaşık dörtte üçü izlem süresince ameliyat, radyoterapi veya kemoterapiye ihtiyaç duymadı. Bu sonuç, bazı hastalar açısından yaşam kalitesini etkileyebilecek tedavilerden kaçınma ihtimalini gündeme getiriyor. Ancak onayın hızlandırılmış olması nedeniyle yanıtın ne kadar sürdüğünü değerlendirmek için uzun dönemli izlem gerekiyor. Yaklaşım ayrıca rektum kanseri hastalarının yalnızca belirli bir bölümüne, özel testlerle saptanan tümör özellikleri doğrultusunda uygulanabiliyor.
Madrid’de düzenlenen Avrupa Tıbbi Onkoloji Kongresi’nde de mide ve yemek borusu-mide birleşimi kanserlerinde benzer bir yaklaşım değerlendirildi. Erken evredeki ve belirli biyolojik özellikleri taşıyan hastaların bir kısmında, immünoterapi sonrasında tümör saptanmadı; bu hastalar ameliyat yerine yakın takibe alındı. Bulgular umut verici olsa da çalışma erken aşamada ve katılımcı sayısı sınırlı. Bu nedenle sonuçlar, mide kanserinde ameliyatın artık gerekli olmadığı anlamına gelmiyor.
Organı korumaya yönelik tedavi her hasta için uygun değildir. Seçenek; tümörün doğru testlerle belirlenmiş özelliklerine, tedaviye alınan güçlü yanıta ve hastanın düzenli, yakından izlenmesine bağlıdır. Hastalığın devam etmesi veya yeniden ortaya çıkması hâlinde ek tedavilere ihtiyaç duyulabilir. Bu nedenle hastalar tedavi planlarını yalnızca haberlerde yer alan bulgulara dayanarak değiştirmemelidir.
Ameliyat, kemoterapi ve radyoterapi pek çok hasta için hâlâ hayat kurtarıcı tedavilerdir. Yeni araştırmaların önemi ise tedavi başarısını yalnızca tümörün küçülmesiyle değil, hastanın organ işlevleri ve gündelik yaşamıyla birlikte değerlendirmemiz gerektiğini göstermesidir. Bilim, doğru hastalarda kanseri kontrol altına alırken yaşamı ve organları da korumanın yollarını araştırıyor.
Kaynak: Hürriyet
Biricik Suden: “Yüzümde Botoks da Dolgu da Yok”
Türkiye’nin Net Sıfır Yolculuğunda 500 Milyar Dolarlık Dönüşüm Eşiği
Gelinim Mutfakta 2 Kasım 2026: Çeyrek Altını Tuğba Kazandı
Adıyaman’da Küçük Yusuf’un iyiliği gündem oldu: Yağmurda tekerlekli sandalyedeki arkadaşını unutmadı
Kırma dökme işi bitti: Laminant parke yerine takılacak…
Uzak Şehir’de Alya’nın Nar Aşermesi Cihan’ı Şüphelendiriyor
Galatasaray–Stuttgart Maçı Ne Zaman, Saat Kaçta ve Hangi Kanalda?
Türkiye sigara içme oranında dünyada ikinci sırada
2 Kasım 2026 TV Yayın Akışı: Bu Akşam Hangi Diziler Var?
Pınar Altuğ ve Yağmur Atacan’ın borç açıklaması gündem oldu: “Akrabaya verilmez”
Uzak Şehir 71. Bölüm Bu Akşam Kanal D’de Yayınlanacak mı?